|

İstanbul - Emekçi Hareket Partili Kadınlar olarak 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nün 100.yılında TEKEL işçisi kadınlarla birleştirdiğimiz mücadelemizde vesikalı kız kardeşlerimizi de unutmadık. Bu kapitalist partiyarkal sistemde para karşılığı erkeklerde cinsel ilişkiye girmek zorunda bırakılan kız kardeşlerimiz için 'Vesikalı kadınların hesabını soracağız' diyerek sokaklardaydık.
Genelevlerde esaret altında olan kız kardeşlerimizin yalnız olmadıklarını, örgütlü mücadelemiz ile bu düzeni hepbirlikte yıkacağımızı; bedenimize,emeğimize, kimliğimize dokundurtmayacağımızı hayırdık. Bugün(08.02.2010) saat:18.00'de Galatasaray meydanından başlattığımız yürüyüşümüz Zürafa sokağında yapılan basın açıklaması ile sona erdi.
Basın açıklaması yapmak istediğimiz sokağın önüne kurulan polis barikatını aşıp sokağa ilerleyerek kızkardeşlerimize sesimizi, sloganlarımzı duyurduk.
'Vesikalı kadınların hesabını soracağız', 'Yaşasın kadın dayanışması', 'Bedenimiz, emeğimiz, kimliğimiz bizimdir', 'Yaşasın 8 Mart yaşasın örgütlü mücadelemiz' sloganlarıyla 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nü kutlamak ve onlar için getirdiğimiz çiçekleri vermek üzere 3 temsilcimiz vesikalı kadınlarla buluştu.
EHP'li Kadınlar adına okunan basın açıklaması ve Ayşe Tükrükçü'nün konuşmasının ardından bu sene oradasınız seneye 8 Mart'ı beraber kutlayacağız diye haykırarak eylemimizi bitirdik.
Fotograflar için Tıklayınız...
Basın metninin tamamı:
Halklarımıza Ve İletişim Araçlarına
Bugün 8 Mart Dünya Kadınlar Günü. Yüzüncü yılını kutladığımız 8 Mart, kadınların yanarak ölmesi uğruna kazanılmış bir gün. 1857 yılında New York’ta dokuma işçisi kadınlar 8 saat çalışmak için yaptıkları grevde polis fabrikaya saldırdı ve 129 kadın yanarak hayatını kaybetti. Toplumsal mücadelelerin tüm kazanımları gibi 8 Mart’ı kadınlar canları pahasına bedel ödeyerek kazandı.
Erkekler ve düzen biz kadınları dünyanın her yerinde yakıyor, boğuyor, öldürüyor. Bursa’da fabrikada çıkan yangında çıkış kapısı olmadığı için yanan kadınlar, İstanbul’da selde penceresi olmayan, kapısı açılmayan araçta boğularak ölen kadınlar, kıskançlık krizi geçiren erkekler tarafından boğazı kesilen, bıçak darbeleriyle öldürülen kadınlar, namus cinayetlerine, nefret cinayetlerine kurban edilen kadınlar, devletin kolluk kuvvetlerinin insanlık dışı işkenceleriyle öldürülen devrimci kadınlar.
Erkek egemen sistem; kendi çıkarına göre biz kadınları öldürüyor, eziyor ve sömürüyor. Biz kadınlar evlerde erkeklere, yaşlılara, çocuklara bakıyoruz, dışarıda erkeklere göre düşük ücrete çalışmak zorunda kalıyoruz. Sistem önce bizi gözden çıkarıyor ve dört duvar arasına geri gönderiyor. Emeğimize, kimliğimize el koyuyor, yetmiyor bedenlerimizin sahibi oluyor. Bir düzen ki hep erkeklerin hakimliği üzerine işliyor. Bir düzen ki, kadınlar para karşılığı erkeklerle cinsel ilişkiye girmek zorunda bırakılıyor ve sistem bu durumu toplum nezdinde yasalarıyla meşrulaştırıyor. Bir düzen ki para karşılığı cinsel ilişkiye zorlanan kadınlar, tatillerde, bayramlarda izin nedir bilmeden erkeklere hizmet veriyor. Yılın her günü on iki saat çalıştırılıyor; kürtaj oldukları günde çalışıyorlar, kanamalı oldukları günlerde de çalışıyorlar. Sigortalı olmalarına rağmen emekli olmalarına ömürleri yetmiyor çünkü sigorta primleri yatmıyor, ‘vesikalı’ damgası resmi kayıtlardan kırk yıl sonra siliniyor. Devletin kimi kurumlarında eski ‘vesikalı’ oldukları için çalışamıyorlar. Ama vesikayı da devlet veriyor. Genelevden çıktıktan sonra devletin sığınma evlerine dahi alınmıyorlar, istihdam yaratma politikalarından faydalanamıyorlar.
Bir düzen ki bir taraftan erkek, namusu için kadın öldürüyor; diğer taraftan devlet, kadının zorunlu olarak para karşılığı cinsel ilişkide bulunmasını yasalaştırıyor. Yani düzen, kadının bedeninin ticaretini yaparken ‘namusu’ hiç düşünmüyor. ‘Benim gözetimimde para karşılığı cinsel ilişkide bulunacaksın, buna mecbursun, çocukların senden utanacak, toplumda yerin olmayacak’ diyor. Devlet biz kadınları bizzat iffetli ve iffetli olmayan kadınlar olarak ayırıyor.
Devlet bizleri böyle ayırmaya devam ediyor ama diğer taraftan bizler de mücadele tarihimizi devlete hatırlatıyor ve Emekçi Hareket Partili Kadınlar olarak diyoruz ki:
150 yıl önce New York’lu kadınlar, bizlerin mücadelesine ışık tuttu. Şimdi de Tekel işçisi kadınların direnişleri, hakkımız olanı almamızda yolumuzu açıyor.
Kız kardeşlerimiz, bizim ayrımız gayrımız yok. Biz kimsenin namusu değiliz. Erkeklerin ve onların düzenlerinin ahlaklarını reddediyoruz. Bu düzenin acımasız ikiyüzlülüğü ‘iffet’ ise hepimiz iffetsiz kadınlarız.
Kız kardeşlerimiz, bizim kaderimiz birbirine bağlı. Güldünyalar’ın, Pippa Baccalar’ın, Münevverler’in, Medineler’in hesabını bu düzenden soracağız. Örgütlü mücadelemizle erkek egemenliğini ve bu düzeni mutlaka yıkacağız. Yeni bir dünyayı beraber kuracağız.
Kız kardeşlerimiz, bu yıl ordasınız, seneye burada olacaksınız, 8 Mart’ı alanlarda beraber kutlayacağız.
Yaşasın 8 Mart Yaşasın Kadın Dayanışması
EMEKÇİ HAREKET PARTİLİ KADINLAR |