|
İstanbul - Cumartesi Anneleri 256. haftasında oturma eylemlerini sürdürüyor. Bu hafta 23 Şubat 1995’de kaybedilen Murat Yıldız’ın dosyasının Ergenekon davası kapsamına alınması talep edildi.
Murat Yıldız’ın annesi Hanife Yıldız, 15 yıldır oğlunun yolunu gözlediğini ve o acıyla yaşadığını belirterek, ’Oğlumun nerede olduğunu bilmek istiyorum’ dedi. Emekçi Hareket Partisi olarak katıldığımız eylemde yapılan açıklamada “ Buradan bir kez daha hükümete sesleniyoruz; gözaltında kaybedilen evlatlarımızın akıbetlerinin açığa çıkartılması, faillerinin yargılanması için gereken siyasi iradeyi göstermeyerek suç işliyorsunuz.
Toplu mezarlar, ölüm kuyuları, ölüm kazanları üzerine demokrasi inşa edilemez.
Demokrasi, insan hakları söyleminizi hayata geçirin ve işe gözaltında kaybedilenlerden başlayın. Bu konunda devlet'in sorumluluğunu resmi olarak kabul edin, kamuoyu önünde özür dileyin ve gereğini yapın… “ denildi.
Basın açıklamasının tam metni
KAYIPLAR GERÇEĞİNİ AÇIĞA ÇIKARMAYAN HÜKÜMET SUÇ İŞLİYOR!
Uluslararsı belgelerde Gözaltında kaybetme, gerçek açığa çıkmadıkça devam eden bir suç olarak kabul edilir.
Bu nedenle kaybedenlerin yanı sıra gerçeğin açığa çıkmasını sağlamayan devlet yetkilileri de bu suçun ortağı olurlar…
Yıllardır buradan devleti yönetenlere sesleniyor; gerçeklerin açıklanmasını, kayıpların faillerinin sivil mahkemelerde yargılanmasını istiyoruz.
Yıllardır kayıpların akıbetlerinin açığa çıkarılması ve faillerinin yargılanması konusunda devletlere sorumluluk yükleyen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından 20 Aralık 2006 tarihinde kabul edilen 06 Şubat 2007 tarihinde de imzaya açılan ULUSLARARASI HERKESİN ZORLA KAYBEDİLMELERE KARŞI KORUNMASI SÖZLEŞMESİ’nin Türkiye tarafından da imzalanarak onaylanmasını istiyoruz.
Tüm ısrarlı taleplerimize rağmen, demokratikleşmeyi dilinden düşürmeyen AKP hükümeti
3 yıldır bu sözleşmeyi imzalamıyor.
Bu hükümet,8 yıldır Gözaltında kaybedilenleri görmezden geliyor.
Gözaltında kaybetme suçunu görmezden gelme, hukukun üstünlüğü, insan hakları, temel özgürlükler, adalet gibi insanlık değerlerini yok saymaktır.
Buradan bir kez daha hükümete sesleniyoruz; gözaltında kaybedilen evlatlarımızın akıbetlerinin açığa çıkartılması, faillerinin yargılanması için gereken siyasi iradeyi göstermeyerek suç işliyorsunuz.
Toplu mezarlar, ölüm kuyuları, ölüm kazanları üzerine demokrasi inşa edilemez.
Demokrasi, insan hakları söyleminizi hayata geçirin ve işe gözaltında kaybedilenlerden başlayın. Bu konunda devlet'in sorumluluğunu resmi olarak kabul edin, kamuoyu önünde özür dileyin ve gereğini yapın…
Bu hafta Murat Yıldız’ı aramıza katacağız:
Murat daha 20 yaşındaydı. Fabrikada çalışıyordu. Para biriktirecek, askere gidecek ve sonra sevdiği kızla evlenecekti. Bir gün, oturduğu kafede çıkan tartışma sonucu polislerle kavga etti, silahla havaya ateş ederek olay yerinden uzaklaştı.
Anne Hanife Yıldız karakola götürüldü. Polisler ve avukatı O’na Murat’ın hemen gelip teslim olması halinde ifadesini vererek, serbest kalacağını söylediler.
23 şubat 1995 günü anne Hanife Yıldız İzmir barosu avukatlarından Fatma Yercan ve yeğeni Engin Yıldız ile birlikte tek çocuğu Murat’ı kendi elleriyle İzmir Bornova Özkanlar Asayiş Şubesi’nde Komiser Ramazan Kaya ile polis memuru Tahir Şerbetçi’ye teslim etti. Silahın bulunabilmesi için Murat gözaltına alındı. Anne Yıldız fabrikadaki işinin başına döndü. Karakolda Murat’ın güvende olduğunu düşündü.
Hanife Yıldız, fabrikada çalışırken iki polis gelerek Murat’ın silahı İstanbul'da bir arkadaşına verdiğini, bu nedenle İstanbul'a gideceklerini söyleyerek yol parası istediler. Hanife Yıldız parayı ödedi ve Murat’ın serbest bırakılmasını beklemeye başladı. Günler geçip de Murat dönmeyince karakol’a gitti. Polisler O’na oğlunun firar ettiğini söylediler; Murat, İstanbul'a götürülürken feribot penceresinden atlamış ve yüzerek kaçmıştı…
Hanife Yıldız yasal yollara başvurdu. Beş yıl süren mahkeme sonucu bilirkişinin sanık polislerin 'görevi ihmal ettikleri ' yönündeki rapora rağmen polislere yalnızca 1 lira 18 kuruş para cezası verildi.
Murat’ın yaşamına yargının biçtiği değer bu oldu.
Murat’ın atladığı iddia edilen feribotun kaptanı bu konuda ciddi, net bir bilgi vermedi.
Feribot Kaptanı Şah İsmail Öztürk’e sesleniyor; Murat Yıldız hakkında bildiklerini kamuoyuna açıklamasın istiyoruz
Bizler,
Murat Yıldız’ın kaybedilmesinden Komiser Ramazan Kaya, polis memuru Tahir Şerbetçi’yi direk sorumlu tutuyor, yargılanmalarını istiyoruz.
Murat Yıldız kaybedildiğinde,
İzmir Emniyet Müdürü olan Kemal Yazıcıoğlu‘nun yargılanmasını istiyoruz
Emniyet Genel Müdürü olan Mehmet Ağar’ın yargılanmasını istiyoruz.
İzmir Valisi olan Kutlu Aktaş’ın yargılanmasını istiyoruz. |