|
Aylar önce 14 yaşındaki B.Ç.ye cinsel istismarda bulunduğu gerekçesiyle 13 yıl 1 ay 15 gün hapis cezası alan Hüseyin Üzmez davası, tam gerektiği gibi sonuçlandı ve adalet yerini buldu derken; B.Ç.’ nin son verdiği ifade ile kamuoyu tekrar şok yaşadı. Haber bilindiği üzere o dönemde medyaya oyuncak olabilecek kadar dallandırılıp budaklandırılmıştı. Şuan tekrar B.Ç.’nin ifadesi ile hemen sansasyonlar yaratılıp tekrar gündeme oturdu. Çünkü medya işbirlikçileriyleriyle birlikte şuan gündemde olan Tekel İşçileri’nin şanlı direnişinin etkilerini, her dakika ve saat, hangi gelişmeler olduğuna dair halka anlatmaya niyeti olmayınca tekrar bu gündemin üstüne yeni bir gündem bulmuş olmasına şaşmamalı.
Tekrar yargı karşısına pedagog eşliğinde çıkan B.Ç. :Tacize uğramadığını, polislerden korktuğu için yalan söylediğini, artık anne ve babasıyla yaşamak istediğini, “ben Hüseyin Üzmez ile hiç yalnız bırakılmadım. Hüseyin Üzmez’ in bana kötü şeyler yaptığı doğru değildir. Olay günü polis beni arabaya bindirdi. Gözaltında beni dövmekle tehdit ettiler. Bende korktuğum için kafamdan bir şeyler attım. Üzmez’ in bana kötü şeyler yaptığını uydurdum. Sonraki ifadelerimde de aynı yalanı devam ettirdim. Bunların suç olduğunu bilmiyordum. Annem ve babamla bir meselem yok. Onlardan bir şikâyetimde yok. İkisi de bana gereken ilgiyi gösteriyorlar” diye ifade veren küçük kız, neden bu şekilde ifadesini değiştirmiş olabilir.
Gerçekten kafa karışıklığı yaratan bu ifadelerde asıl bakılacak üzerine durulacak unsurlar var. Böyle bir olayı yaşamış olmanın travması kolay değil. Hele ki insanlarla iletişime yeni yeni geçebildiği, kendisini tanımlama aşamasındaki bir yaşta. Olayın içinde birde anne suçlandı. Ailesinden velayeti alınarak Bursa Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğüne yerleştirilen B.Ç. bu gözetim altında tedavi görürken nasıl günler yaşadı düşünmek gerekir. Anne olay zanlısı, Üzmez, polis, mahkeme, hâkim, karakol, savcı, adli tıp doktorları, sosyal hizmetler kurumu ve yetkilileri, pedagog, medya, basın; küçük bir bedenin kaldıramayacağı dağlar kadar büyük bir yük omuzlarına çöküverdi. En zoru da bir kadın olarak böyle bir ülkede tacizi herkese anlatabiliyor olmak. 14 yaşındaki bir çocuk neden böyle bir maceraya girişsin. Derdi neydi ki de kendisini ve aileyi bu zor durumlara soksun? Hadi tamam son ifadeleri doğru var sayarsak; neden tehdit eden polis işin içinde. Polisin bu işten çıkarı ne? Doğruları bu şekilde mi söyletiyorlar? Baskı ifadede açıkça ortada. Ailesinden kötülük gören o eve gitmek ister mi? Demek ki bu kadar onun hayatına mal eden bir sorun yok ki, ailem diye özlem duyan bir kız çocuğu var ortada… Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğündekiler “Ailesini özledi. Onların yanına biran evvel gidebilmek için çelişkili ifadeler veriyor, tedavisi hala tamamlanmadı” diye bu doğrultuda konuşuyorlar. Uludağ üniversitesindeki psikiyatri bölümünde tedavi gören B.Ç tehdit almadığından kim emin olabilir? İşin içinde aileye tehdit olabilir mi? Daha önce de suçlanan bir anne de vardı! Dahada farklı yerden bakacak olursak aileden baskı görüyor olabilir mi?
Konular tamamen saptırılmaya uğraşılıyor. Adli tıpta verilen ilk rapor sonrasında, soruşturma başlatılmasıyla tekrar rapor verildi ve travmadadır denildi. Soruşturmalarda çorap söküğü gibi çözülen birçok yolsuzluklar ortaya çıktı. Üzmez suçlu bulundu ceza evine konuldu.”Cinsel istismara yardımcılık”la suçlanan anne de tahliye edildi. Bu gerçeklerin üstü kapatılamaz. O zaman son değişen ifade ile “Aaa Adli Tıp Kurumu, boşuna suçlandı, meğer doğru rapor vermişler. Bu ülkenin yargıçları da hatalı bir karar almış, fakat en sonunda adalet yerini buldu hata düzeltildi” mi diyeceğiz. Hatta “yüce adaleti oyalayıp yalan ifadede bulunarak suç işleyen B.Ç. çocuk ıslah evine gönderilsin. Suç bununla da bitmesin kişilik hakkına tecavüz edilmiş olan sayın Üzmez şikayette bulunsun. Bu suçtan da ceza alsın.Üstelik ıslah olmaz ahlaksız kız çocuğuna ve onu yetiştiren aileye ömür boyu ödenemeyecek tazminat davası da açılsın. Sayın Üzmezin kariyeri,namusu ve gururu ve söz konusu;öyle kolay değil bu ülkede yalan yere karalanmak”. Bu ifadenin daha sonraki davalarda getireceği sonuçları bunlar.Aklanabilecek devlet kurumları ve Hüseyin Üzmez ile birlikte kafalarda binlerce soru ve çelişkiler kalmayacak mı? “Bu ülkede daha ne davaların üstü bu şekilde kapandı gitti. Bu da kapanır ve unutulur gider nasıl olsa” diye düşünenler var sanırım.
Şubata ertelenen dava da yargının vereceği kararı bekleyelim ve görelim bakalım. Adaletin keskin kılıcı kimin ipini kesecek.
MEHTAP ALÇI |